Acil Servis

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Acil Servis bölümünde  acil durumlarda oluşan tüm sorunlara üstün hizmet sunulması amaçlanmaktadır.

 

Acil Servis birimlerimizdeki ekip tarafından değerlendirilen hastalarımız ilgili tetkikleri hızla yapıldıktan ve sonuçları değerlendirildikten sonra gerekli görüldüğü takdirde ilgili tıbbi bölüme hızla sevk edilmektedir.

 

Acil Servis ve Ambulans Hizmetleri sırasında temel amacımız hasta için en uygun ve etkin müdahaleyi zamanında yapmaktır.

Ağız ve Diş Sağlığı

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla hizmet vermektedir.

Anestezi ve Reanimasyon

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi'nde ameliyat olacak hastayı önceden ameliyata hazırlayan, ameliyat süresince hastanın kalp, akciğer, karaciğer, beyin ve böbrekler gibi hayati organlarını sürekli kontrol altında tutan, organizmanın zarar görmesini önleyen, ameliyat süresince ve sonrasında ağrı duymasını engelleyen bilim dalıdır.

Beslenme ve Diyet

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Beslenme ve Diyet bölümünde gerekli tetkikler yapıldıktan sonra, çalışma ve sosyal şartları da dikkate alınarak, kişiye özel sağlıklı bir diyet programı hazırlanır. 

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Çocuk Hastalıkları Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla hizmet vermektedir.

Dahiliye (İç Hastalıkları)

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi İç Hastalıkları Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla dünya standartlarında hizmet vermektedir.

Dermatoloji

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Birimi; deri, saç, tırnak, ağız mukozası ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte 

Endoskopi Ünitesi

Endoskopi mide ve benzeri iç organların iç kısımlarının gelişmiş optik cihazlarla doğrudan görüntülenerek incelenmesi işlemidir. Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi’nde endoskopik işlemler anestezi altında da yapılabilmektedir.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

    

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi

ESWT Ünitesi

  

Böbrek taşlarının tedavisinde günümüz teknolojisi olan ESWL cihazı kullanılarak, anestezi uygulanmadan tedavi olabilirsiniz.

Fizik Tedavi Laboratuvarı

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Birimi  hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla hizmet vermektedir.


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) bölümü başta romatizmal hastalıklar olmak üzere, her türlü kas ve iskelet sistemi hastalığunda tanı koyar ve tedavi eder. Cerrahi uygulamaz, hastayı gerektiğinde diğer uzman hekimlere yönlendirir.


FTR hekimlerimiz, muayene ve tetkik sonrası tanı ve önerdiği en uygun tedavi seçenekleri hakkında bilgi verir. Tedavi programı; ilaç, özel enjeksiyonlar, fizik tedavi ve rehabilitasyon programı olabilir. Hastanın diğer sağlık sorunları, iş koşulları, günlük yaşam tarzı, egzersiz, spor ve alışkanlıkları dikkate alınır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla kaliteli bir hizmet vermektedir.

 

Fototerapi Ünitesi

  

Genel Cerrahi

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Genel Cerrahi Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla hizmet vermektedir.

 

Göğüs Hastalıkları

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Genel Cerrahi Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla dünya standartlarında hizmet vermektedir.

Göz Hastalıkları

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümleri'nde rutin bir göz muayenesinin ilk adımını hastanın görme sorunuyla ilgili şikayetlerinin dinlenmesidir.

 

İşitme Tanı Ünitesi

İşitme sözü ne ifade ediyor?

İşitme; insanda akustik enerjinin ses olarak algılanması olayına deniyor. Bu tanımlamaların da ortaya koyduğu gibi, ses ve işitme konusu, işitme organımız olan kulak sağlığının ana unsurunu oluşturuyor.

 

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Odyoloji Ünitesi; Kulak Burun Boğaz Ünitemize bağlı olarak görev yapıyor. Bu ünitede konusunda uzman elemanlardan oluşan bir ekip, modern cihazlarla hizmet veriyor.

 

Neler yapılıyor?

İnsanda kulağın işitme fonksiyonlarının incelenmesi amacıyla yazılan tetkikler odyometri başlığı altında toplanıyor. Odyometri, kişinin işitsel uyaranlara göstereceği tepkinin izlenmesi yoluyla işitme yeteneğinin ölçülmesi için uygulanan bir ‘‘psikofizik girişim’’ olarak tanımlanıyor.

 

Bu tanım kapsamındaki işlemler Odyometri Laboratuvarı’nda odyometrist tarafından gerçekleştiriliyor.

 

İşitmeyle ilgili sorunların çözümü için odyometri tetkiki gerekiyor. Sessiz bir kabinde odyometri cihazı ve timpanografi cihazı ile kişinin işitme kayıpları tespit ediliyor. İşitme kaybının tipi ve derecesi uzmanlar tarafından değerlendirilerek tanı ve tedavi için gerekli veriler sağlanıyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve doğum ile ilgili genel tanı ve tedavi hizmetlerinden başlayarak, menopoz ve osteoporozdan, riskli ve normal gebeliklerin takibine, jinekolojik kanserlerin tanı ve tedavisinden, tüp bebek'e kadar pek çok alanda hizmet veriliyor.

 

Kardiyoloji

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Kardiyoloji bölümümüz kardiyolojinin her alanında klinik ve laboratuvar çalışmaların yürütüldüğü, tanı ve tedavi yöntemlerinin uygulandığı bir bölümdür. Erişkin Kardiyoloji bünyesinde bir koroner bakım ünitesi, kateter hastaların takip edildiği servis, kardiyoloji polikliniği, girişimsel olmayan tetkiklerin (EKG, efor testi, ekokardiyografi, vb.) yapıldığı kardiyoloji laboratuvarı bulunmaktadır.

 

Kardiyoloji Tanı Ünitesi

  

Klinik Biyokimya

  

Kulak Burun Boğaz

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Birimi hastalarımızın sağlıklarını korumak, olan hastalıklarını muayene, tetkik, teşhis ve tedavi etmek amacıyla dünya standartlarında hizmet vermektedir.

Nöroloji (Beyin ve Sinir Hastalıkları)

Özel Tınaztepe Hastanesi Nöroloji Bölümleri'nde geniş bir yelpazedeki nörolojik hastalıkların ayaktan ve yatarak tanı, tedavi ve izlem hizmetleri verilmektedir.

Nöroloji Tanı Ünitesi

  

Ortopedi ve Travmatoloji

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümünde sıklıkla karşılaşılan ortopedik hastalıkların yanı sıra özellikle ülkemizde kırık ve çıkıklara ve onların geç sonuçlarına bağlı ortaya çıkan yapısal bozukluklara tedavi hizmetleri verilmektedir. 

Radyoloji

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi'nde çeşitli radyoloji cihazların yardımı ile birçok hastalığın teşhis edildiği bir bölümdür. Radyoloji bilimi, X ışınlarını, (röntgen, bilgisayarlı tomografi, skopik, anjiografik işlemler) ses dalgalarını (ultrason ve doppler tetkikleri) ve manyetik alanı (MR tetkikleri) kullanarak görüntüleme ve teşhis koyma işlemleri yapmaktadır.

Solunum Tanı Ünitesi

Solunum Fonksiyon Testi
 

Özel Tınaztepe Hastanesi'nde solunum fonksiyon testleri spirometre denilen cihazlarla yapılır.  Solunum fonksiyon testleri çok genel bir yaklaşımla akciğerlerin kapasitesini ve fonksiyonel durumunu objektif olarak ölçmeye yarar.  Bu  birçok hastalığın tanısında son derecede önemli ipuçları vermektedir. Örneğin Astım ya da KOAH (Kronik bronşit, amfizem)  hastalarında akciğerleri tamamen hava ile doldurduktan sonra yapılan çok güçlü ve hızlı bir nefes verme sırasında ölçülen akım hızlarında normal sağlıklı bireylere göre azalma olduğu saptanır ve bu azalma oranına göre hastalık tanısı konulabildiği gibi hastalığın ağırlık derecesi de belirlenir. Ayrıca bu hastaların tedavisinin takibinde yapılan solunum fonksiyon testleri ile tedavinin başarısı ve yıllar içerisinde hastalığın seyri somut olarak izlenebilir.

 

Solunum fonksiyon testleri nasıl yapılır?
Test sırasında hasta oturur pozisyondadır. Plastik bir mandalla burun kapatılarak  burundan soluk alıp verme engellenir. Hasta cihazın ucunda bulunan ve sadece kendisinin kullanacağı tek ve sonuna kadar nefes vermesini ya da kısa bir süre nefesini tutmasını isteyerek test manevralarını yaptırır. Testin sonucu bu manevralar tamamlandıktan hemen sonra alınır.

 

Hangi durumlarda solunum fonksiyon testleri yapılır?

1. Nefes darlığı, hışıltılı solunum, öksürük varlığında,
2. Muayene bulguları ve akciğer grafisine göre kuşkulanılan tanıyı desteklemek amacıyla,
3. Göğse ait doğumsal yada sonradan gelişen deformitelerin solunuma etkisini araştırmak amacıyla,
4. Teşhis edilmiş KOAH, astım, kalp yetersizliği ve solunum kaslarını tutan  hastalıkların seyrinin ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi amacıyla,
5. Solunum hastalığı nedeniyle maluliyet değerlendirmesi yapmak amacıyla,
6. Akciğer hastalığı yönünden risk taşıyan kişi ve grupların taranması (Örneğin sigara içenler, maden ocaklarında çalışanlar, çalıştığı ortamda zararlı gaz soluyan işçiler) amacıyla,
7. Genel anestezi ve ameliyata bağlı solunumsal komplikasyon risklerinin önceden belirlenmesi ve riskli hastalarda ameliyat öncesi dönemde gerekli olan tedbirlerin alınmasını sağlamak amacıyla, solunum fonksiyon testleri yapılmaktadır.

Tıbbi Laboratuvarlar

  

Üroloji

Kadın ve erkek idrar yolları ve üreme organlarını inceleyen ve bu bölgelerde yer alan hastalıklara bakan tıbbi bölümümüz Üroloji bölümüdür. 

Dyt. Aslı Gül Tekin

Beslenme ve Diyet

Op. Dr. Ayhan Önal

Göz Hastalıkları

Uzm. Dr. Bahaettin Ertekin

Dahiliye (İç Hastalıkları)

Uzm. Dr. Bilgi Örcütaş

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Uzm. Dr. Burhan Saçkan

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Op. Dr. Celal Burhanettin Barış

Ortopedi ve Travmatoloji

Uzm. Dr. Didem Uz

Nöroloji (Beyin ve Sinir Hastalıkları)

Uzm. Dr. Elmas Erkin

Klinik Biyokimya

Uzm. Dr. Esra Akyüz

Nöroloji (Beyin ve Sinir Hastalıkları)

Dr. Fahri Niftiyev

Acil Servis

Uzm. Dr. Fatih Levent

Kardiyoloji

Uzm. Dr. Füsun Özkaya

Anestezi ve Reanimasyon

Uzm. Dr. Gökçe Yegül Gülnar

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Dr. İhsan Ali Bilen

Acil Servis

Uzm. Dr. İlker Nalbant

Kulak Burun Boğaz

Op. Dr. İsmail Seymen Özdemir

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Dr. Kadir Uğurhan

Acil Servis

Op. Dr. M.Levent Tosyalı

Beyin ve Sinir Cerrahisi

Dr. Muhsin Uyan

Acil Servis

Dr. Necati Soner

Acil Servis

Op. Dr. Rafet Dinç

Genel Cerrahi

Uzm. Dr. Sedat Harman

Anestezi ve Reanimasyon

Uzm. Dr. Semih Ağanoğlu

Göğüs Hastalıkları

Uzm. Dr. Yasin Tuğrul Karakuş

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Op. Dr. Yılmaz Pire

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Pterjium Cerrahisi

Pterjium halk arasında "gözde et büyümesi" şeklinde bilinir.

Pterjium sıklıkla açık havada güneşin uv ışınlarına ve tozlu – kuru ortamlara maruz kalanlarda görülür.

Gözyaşı Kanal Cerrahisi

Göz sulanması
Gözyaşının normal üretilmesi ve göz yüzeyinden normal şekilde atılması net görme açısından oldukça önemlidir.

Oküplastik Cerrahi

Oküplastik Cerrahi
Bu birim; göz kapakları, gözyaşı yolları ve göz çukuru ile ilgili bozukluklarla ilgilenmektedir.

YAG Lazer Tedavisi

YAG Lazer Tedavisi
Katarakt ameliyatı sonrası kesifleşen arka kapsülün açılması ve bazı glokom tiplerinin tedavisinde kullanılan lazer çeşididir.

SLT (Selektif Lazer Trabeküloplasti )

GLOKOM (Göz Tansiyonu) Tedavisinde Güvenilir Yeni Bir Yöntem 
Glokom (göz tansiyonu) göz içi basıncının yükselmesi ile görme sinirinin bozulmasıdır.

Kontakt Lens

Kontakt Lens Uygulaması Nasıl Yapılmalıdır?
Kontakt lens kornea üzerinde ne kadar paralel konumlandırılırsa hasta konforu da o kadar artar ve sorunlar en aza indirgenir.

Göz Tembelliği

GÖZ TEMBELLİĞİ  (AMBLİYOPİ)

Tıpta   göz tembelliği olarak adlandırılan göz tembelliği, her iki gözde birden veya gözlerden birindeki görme keskinliğinde %20 ya da daha fazla azalma olmasıdır. 

Göz Protez Uygulamaları

Protez Göz (takma göz) Nedir?
Gözü doğuştan olmayan veya cerrahi olarak alınmış olan hastalara kozmetik amaçla uygulanan protezlerdir. Bu protezlerin görme fonksiyonuna katkısı yoktur.

Sarı Nokta Hastalığı

Makula dejenerasyonu nedir? Sarı nokta hastalığı nedir?
Makula lutea (sarı nokta), retina tabakasında (ağ tabaka) görme hücrelerinden en yoğun bölge olup, aynı zamanda keskin ve kaliteli görmeyi sağlayan retina bölgesidir.

Diyabetik Retinopati

Diyabetik Retinopati nedir?
Diyabetik retinopati şeker hastalığına bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir ve yetişkinlerde önemli bir görme kaybı sebebidir.

Optik Biyometri

Katarakt Ameliyat planlanlamasında yüksek teknoloji Optik Biometri 
Katarakt ameliyatı sonrası sağlıklı görmenin sağlanması göz içine konacak merceğin numarasının hatasız saptanması ile mümkündür. 

Göz Anjiografisi

Fundus Floresein Anjiografi (FFA) gözün retina tabakası ve damarlarının floresein (floresan veren bir madde) yardımı ile dijital fotoğraflarının çekilerek incelenmesidir. Özellikle şeker hastalığına ve hipertansiyona bağlı retinopatide,

Bilgisayarlı Görme Alanı

Görme Alanı

Gözlerin tek tek görme alanını ölçen bir test olup günümüzde bilgisayarlı görme alanı cihazları ile yapılmaktadır.

Göz Ultrasonografisi

Göz Ultrasonografisi
Göz Ultrasonu ses dalgaları yardımıyla göz yapılarının incelenmesidir. Özellikle yoğun katarakt veya göz içi kanaması gibi durumlarda, vitreus ve retinanın (görme tabakası) incelenmesini sağlayan,

Gebelik Diyabeti

Gebelik diyabeti, diğer adıyla gestasyonel diyabet gebelik öncesi dönemde bilinen şeker hastalığı olmayan kişilerde gebelik sürecinde kan şekerinin yüksek seyretmesidir. Son yıllarda toplumda şeker hastalığı

Koroner Arter Bypass Cerrahisi

Koroner arter hastalığı kalbi besleyen damarların daralması veya tıkanması durumudur. Bu durumda kalbin ihtiyacı olan kan akımı azalacak ve bazı sorunlar çıkacaktır.

Aort Cerrahisi

Aort; kalpten çıkan ana atardamara verilen isimdir. Aort kalpten pompalanan kanın organlara dağıtılmasını sağlar. Bu atardamarda sıklıkla anevrizma (balonlaşma, genişleme) ve diseksiyon

Konjenital Kalp Cerrahisi

Konjental kalp hastalıkları; doğumsal olarak gebelik sırasında oluşan hastalılardır. Özellikle gebeliğin erken döneminde kalbin herhangi bir bölümünde, odacıklarında,

Felç (inme-stroke)

Felç Nedir?
Felç (stroke-inme) beyni besleyen kan damarlarının ani olarak tıkanması veya bu damarların yırtılarak beyin dokusu içine kanaması ile ortaya çıkan bir tablodur.

Migren

Migren nedir? 
Migren ağrısı genellikle başın bir bölgesinde, bazen de tümünde olan şiddetli, zonklayıcı baş ağrısı olarak tarif edilir. Genellikle ışığa ve sese aşırı hassasiyet ve bulantı da eşlik eder.

Diz Protezi

Protez ilaç, diz içi enjeksiyon ve fizik tedaviye cevap vermeyen kireçlenmelerde diz artroskopisinden ve yönlendirme ameliyatlarından yarar görmeyeceği düşünülen ya da daha önce bu operasyonları geçirdikten

Meme Sağlığı

Meme kanseri günümüzde sıklığı oldukça artmıştır ve özellikle batılı toplumlarda akciğer kanseri ile beraber kadınlarda en sık görülen 2 kanserden biridir.

Aşil Tendiniti

Ayakta topuk arkasında ağrı ile karekterize aşil tendonu, aşil tendon kılıfı ve tendon arkası destekleyici keseciği (bursa) ilgilendiren patolojileri ilgilendiren bir hastalıktır.

Aksesuar Naviküler Kemik Sendromu

Ayakta Naviküler kemik adı verilen kemiğin iç ve arka tarafında fazladan kemik olmasına verilen addır.

Parkinson Hastalığı Nedir?

Dopamin üreten beyin hücrelerinin kaybına bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır.

Epilepsi Nedir?

Epilepsi beyindeki bazı hücre gruplarında zaman zaman aktifleşen sinyal anormalliğine bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır.

Karotis Arter Cerrahisi

Karotis arteri (şah damarı) boyunun iki tarafında bulunan ve ana atardamardan beyine kan akımını sağlayan damardır. Bu damarın darlık ve tıkanıklıkları bu hastalık gurubunda yer alır.

Bronşiyal Astım

Hava yollarının değişik uyaranlara karşı duyarlılığının artması sonucunda, geri dönüşümlü hava yolu daralması ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Alerjik ve alerjik olmayan 2 tipi mevcuttur.

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)

Sigaranın neden olduğu, tam olarak geri dönüşümsüz hava yolu daralması ile karakterize, ilerleyici bir hastalıktır. Kronik bronşit ve amfizem denilen 2 tanımı içerebilir.

Akciğer Kanseri

Dünyada en sık görülen kanser türüdür. Her yıl görülme sıklığı %0,5 oranında artmaktadır. Etken temel olarak sigaradır.

TÜBERKÜLOZ (Verem)

% 98 oranında ‘micobacterium tüberkülosis’ adı verilen mikroorganizma ile oluşan iltihabi bir hastalıktır. Vücuttaki tüm organları tutabilir. Solunum yolu ile vücuda alındığından en sık tutulan organ akciğerlerdir.

Prostat Nedenleri Nelerdir

Prostat Nedenleri Nelerdir?

İyi huylu prostat büyümesinin sebebi henüz bilinmemektedir.

Göz Tembelliği ve Nörovizyon Tedavi

Tıpta ambliyopi olarak adlandırılan göz tembelliği, her iki gözde birden veya gözlerden birindeki görme keskinliğinde %20 ya da daha fazla azalma olmasıdır.

Argon Lazer Tedavisi

Lazer tedavisinin amacı mevcut görme gücünün korunmasıdır.

OCT (Optik Koherens Tomografi)

OCT, düşük enerjili lazer ışınları kullanılarak gözün retina tabakasının ve görme sinirinin kesit kesit yüksek çözünürlükte taranmasıdır.

Retina, Maküla (Sarı nokta) ve glokom hastalıklarının tanı ve tedavi değerlendirilmesi yüksek teknoloji gerektirmektedir.

KIŞ AYLARINDA ÖKSÜRÜK

Kış aylarında çoğumuzun sıkça şikayet ettiği öksürük, solunum hastalıklarının da en sık görülen belirtilerinden biridir. 8 haftadan uzun süren öksürüğe kronik öksürük denmekte ve polikliniklere başvuranların yüzde 10-38 kadarını oluşturmaktadır.

Bebek ve Çocuk Muayenesi

 

Pakimetri

Gözümüzün en dıştaki saydam tabakasının (kornea) kalınlığının ölçülmesi işlemi bu cihazla gerçekleştirilir.

Renk Görme Testleri

Görme organımız olan göze giren uygun dalga boylarındaki ışık enerjisi, öncelikle gözün mercek sistemi tarafından görme reseptörlerinin yoğun olarak bulunduğu gözün retina kısınma odaklaştırılır.

Göz Kuruluğu Testleri

Kuru Göz Testleri; Gözyaşı kalitesini ve sekresyon miktarını ölçmek ve gözyaşı yetersizliği hakkında bize fikir veren testlerdir. Muayene ortamında kolayca ölçülebilir testlerdir.

Keratokonus Tedavisi

Keratokonus;  Kornea gözümüzün en ön tarafındaki saat camına benzeyen saydam tabakaya verilen isimdir. Kornea tabakası gözün birinci optik tabakası olduğu için görme kusurlarından birincil olarak sorumludur.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?

Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı olur, bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır, ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez.

Kalp Ritm Kaydı (Holter Monitoring)

Ambulatuvar kalp ritm kaydı çeşitli kalp hastalıklarındaki elektrokardiyogram (EKG) değişikliklerinin saptanmasında sık olarak kullanılan, invaziv olmayan bir tanı yöntemidir.

Anjiografi

Anjiyografi vücut damarlarının görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, özel röntgen cihazları yardımıyla DSA adı verilen filmler elde edilir.

Meme Kanserleri

Meme dokusu; 14-15 adet süt bezi ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan aynı sayıda kanallardan oluşur.

İntravitreal Enjeksiyon (Sarı Nokta Hastalığı ve Ödemi)

Retinaya direkt ulaşması amacıyla vitreus içine yapılan enjeksiyonlar günümüzde giderek tercih edilen bir tedavi olmuştur. Bu yöntemle farklı ilaçlar göz içine uygulanmaktadır. Bazı ilaçların göz içi uygulama ruhsatı mevcut iken, bazı ilaçların detaylı klinik araştırmaları devam ettiği için henüz ilaç kullanım ruhsatı yoktur.

Biyopsi ile prostatta erken tanı

Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi Üroloji Bölümü, prostat biyopsisi ile yapılan erken tanının hayati önem taşıyor.

Göz Kapağı Tümörleri

Göz kapağı cildinde kanser görülme sıklığı az değildir ve giderek artmaktadır. Göz kapaklarında yeni oluşan veya büyüyen kitleler, tümör olasılığı nedeniyle dikkatlice muayene edilmelidir.

Az Görme Rehabilitasyonu

Uygulanan medikal ve cerrahi tedavilere ve kullanılan gözlük ve kontakt lense rağmen düzeltilemeyen görme yetersizliğine az görme adı verilir.

Multifokal Göz İçi Lens Tedavisi

Bazı kişiler hem yakın hem uzak için ayrı gözlük kullanırlar, bazı kişiler ise tek bir gözlükle hem yakını hem uzağı görebilirler.

Doğum Çantasında Bulunması Gerekenler

ANNE İÇİN:

  •     2 ADET GECELİK
  •     1 ADET PİJAMA TAKIMI

Anne Sütünün ve Emzirmenin Faydaları

Doğumdan sonraki ilk 30 dakika-1 saat içinde emzirmeye başlayınız. Bebeğiniz 6 aylık olana kadar su dahil hiç bir ek gıda vermeksizin yalnızca anne sütü ile besleyebilirsiniz. Daha sonra ek gıdalarla birlikte emzirmeye 2 yaşına kadar devam edebilirsiniz. 

Bilgisayarlı Göz Muayenesi

Göz numarasını ölçmeye yarayan OTOREFRAKTOMETRE  cihazı ile hastanın gözünde miyop, hipermetrop ve astigmatın var olup olmadığını ölçülür ve en uygun gözlük numaraları tespit edilir. Bazı durumlarda, özellikle çocuk muayenelerinde, gözlerin uyum yapma yeteneğini geçici olarak baskılamak amacıyla gözlere bir damla damlatılıp  ölçümü yapılır. 

Biomikroskop

Mikroskobik muayenede özel cihazlar yardımı ile gözün ön kısmındaki kapaklar, kirpikler, konjontiva, kornea, ssklera, iris, göz bebeği, lens ve vitreus gibi yapılar büyütülerek  haliyle ayrıntılı olarak incelenir.

Foropter

Düzeltilmiş görme keskinliği bir gözün önüne mercek ya da gözlük camı yerleştirilerek elde edilebilen en iyi görme derecesidir. Gözlük muayenesinde göz doktoru gözün önüne çeşitli camlar yerleştiren foropter cihazıyla   hastaya en iyi, en rahat görüşü sağlayan cam numaralarını tespit eder..

Total Kalça Protezi

Total Kalça Protezi Nedir?

Kalça ekleminin her iki tarafının (leğen kemiğindeki yuva ve uyluk kemiği başının), metal, güçlendirilmiş plastik (polietilen) ve seramik yüzeylerle değiştirilmesi, yapay eklem uygulanması ameliyatıdır.

Evet ilk 6 ay sadece Anne Sütü! PEKİ YA SONRASI

Bebek beslenmesinde İlk 6 ay sadece anne sütü verilmesi bebeğin gelişimi için yeterlidir. Su dahil başka hiçbir gıda verilmesine gerek yoktur.  Anne sütü her zaman uygun sıcaklıkta, sindirimi kolay,bebeğin büyüme ve gelişimi için gerekli tüm besin öğelerini içeren, bağışıklık sistemini destekleyecek bileşenlerle dolu, anne ve bebek arasındaki bağı kuvvetlendiren mucizevi bir besindir ve her bebeğin hakkıdır. 

Burunda Septum Deviasyonu (Burun içi kemik eğriliği) Ameliyatı Neden Gereklidir?

Burun orta kıkırdak ve kemiği burun bölmelerini ikiye ayıran ön kısmı kıkırdak arka ve üst kısımları da kemikten oluşan bir yapıdır. Ameliyatı konusunda her ne kadar hem hastalar arasında hem de doktorlar arasında net bir yorum olmamakla birlikte yapılan

Uyku apnesi kader mi?

Uyku kişinin duyusal veya diğer uyanlarla uyanabileceği bir bilinçsizlik durumu olarak tanımlanmaktadır, insan ömrünün yaklaşık 1/3'ünü oluşturmaktadır. Uyku bozuklukları, yaşam kalitesini düşürdüğünden önemlidir. Uyku sorunları, bir şikayet olarak birçok

Burun estetiği nedir ve nasıl yapılır?


Burun estetiği burun şekil bozukluklarının düzeltilmesi anlamına gelmektedir ve temel olarak Özel Tınaztepe Torbalı Hastanesi iki şekilde yapılabilmektedir. Açık ameliyat denilen burun altında küçük bir kesi yapılarak ve kapalı teknik denilen

Tiroid nodülü sizi korkutmasın

Terim olarak tiroid nodülü, tiroid içinde bir yumru içerisinde tiroid hücrelerinin anormal büyümesi anlamına gelir. Nodüllerin hasta 

Yenidoğan İşitme Taramasının Önemi

Yenidoğan işitme taramasının ortaya çıkış sebebine bakacak olursak ülkemizde her yıl 1 milyon 300 bin bebek doğmakta ve bu bebeklerin 1300 – 2600 tanesi işitme kayıplı olarak dünyaya gelmektedir. İşitme kaybının erken ortaya konması ve hızlıca rehabilitasyona (iyileştirme) başlanması bebeğin hem işitmesinin hem de konuşmasının iyileştirilmesine olanak verebilmektedir.

Nistagmus

Görme azlığına bağlı olarak göz sinirlerinin zayıflığında gözde titremeler (nistagmus) görülebilir. Titremeler zamanla düzelebileceği gibi kalıcı da olabilir. Tedavide görmesi az olan bebeklerde iyi bir rehabilitasyon gereklidir.

Nöro-Oftalmoloji

Nöro-oftalmoloji Nedir?
Göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenen bilim dalıdır. Optik sinirden görmenin gerçekleştiği görme korteksine kadar olan görme yolları ve yine beyin korteksindeki hastalıklar nöro oftalmolojinin konusudur. Ayrıca gözlerin uyumlu şekilde hareket etmesi ile de ilgilenir.

Göz Kapak Hastalıkları

Arpacık (Şalazyon):
Halk arasında arpacık olarak bilinen, tıp dilinde hordeolum veya şalazyon olarak anılan hastalığın göz kapağı kenarında veya altında oluşan iltihabi bir durumdur, “Arpacık, göz kapağı kenarında sık tekrarlayan enfeksiyonlar sonucu kapak kenarındaki meibomian bezlerinde tıkanma sonucu, iltihap gelişmesiyle ortaya çıkar.

Retina Yırtıkları ve Dekolmanı

Retina Yırtıklarının veya Deliklerinin Sebebi Nedir?

Retina gözün içini kaplayan vitreus jeli ile temas halindedir. Sağlıklı bir gözde vitreus jeli homojendir, sıkıdır, retinayı destekler ve retinayı alttaki koroid ve sklera gibi gözün dış kat dokularına doğru iter. Vitre jelinin bu viskoz kıvamı, homojen yapısı bazı özel durumlarda bozulabilir.

Kepçe Kulak Düzeltilmesi (Otoplasti) Nedir?

Kepçe kulak problemi doğumsal olarak kulak kepçesi kıkırdaklarının gelişimindeki bozukluk sebebiyle kulak kıvrımlarının tam oluşamamasından kaynaklı belirgin kulak ortaya çıkması olarak tanımlanabilir.

Ultrasonik Biyometri

Ultrasonik biyometri, ultrason dalgaları kullanılarak göz mesafelerinin ölçümü demektir. Klinikte en çok gözün ön-arka uzunluğunun ölçümü için kullanılır. Alet, otomatik olarak ön kamara derinliğini ve lens kalınlığını da verir. Bu ölçümler katarakt cerrahisinde göz içine yerleştirilecek yapay göz içi lensinin numarasının belirlenmesinde yardımcı olur.

ÇOCUKLAR OKULA NASIL HAZIRLANMALI ?

Çocuk gelişiminde dönüm noktalarından biri olan okul, özellikle ilk defa okula başlayacak olan çocuklar için uyum gerektiren bir süreçtir.

Çocuklarda Obezitenin Nedenleri?

Obezite (şişmanlık) vücuda harcanandan fazla enerji alınmasıyla vücuttaki yağ miktarının anormal şekilde artmasıdır. Vücuttaki yağ hücrelerinin büyümesi (hipertrofi) ve yağ hücrelerinin sayısının artması (hiperplazi) olarak tanımlanmaktadır. Çocukluk dönemindeki şişmanlıkta genellikle hipertrofi görülmektedir. Ayrıca çalışmalar çocukluk döneminde şişman olan bireylerin ileride yaklaşık yüzde 20-50'sinin şişman yetişkinler olduğunu bildirmektedir.(WHO 200)

           

Çocukluk çağındaki obezite ile beraber birçok hastalık ortaya çıkar. Bunlar;

  • Endokrin ve metabolik hastalıklar
  • Solunum sistemi hastalıkları
  • Psikolojik bozukluklar
  • Kas-iskelet sistemi hastalıkları
  • Toplumsal uyumsuzluk
  • Diyabet
  • Kalp-damar hastalıkları
  • Kanser

 

Obeziteye neden olan etmenler arasında hormonal nedenlere çok nadir rastlanır. Genetik etmeler ise çocuklarda şişmanlığın diğer bir nedenidir. Ailesi şişman olan çocuklarda şişmanlık, ailesinde şişman olmayanlara göre 3 kat daha fazla görülmektedir. Çocukluk çağındaki şişmanlığın en önemli nedenleri arasında çevresel etmenler yer almaktadır. Çevresel etmenler ise şunlardır;

 

Beslenme etmeni

Bebeklik döneminde anne sütü alan bebeklerde mama ile beslenenlere göre şişmanlık daha az görülmektedir. Bununla beraber beslenme tekniği, sıklığı, içeriği, çeşitliliği ve miktarı çocukta beslenme alışkanlığının yerleşmesinde önemlidir. Yüksek kalorili gıda tüketimi, çok sık (yüksek kalorili) ya da seyrek yemek, çok şekerli gıda tüketmek, gece yatmadan önce yemek, hazır gıdalar, fast-food tüketimi çocukluk çağında obeziteyi tetiklemektedir.

 

Fiziksel aktivite

Ulaşım için araçların daha sık kullanılması, asansör kullanımı, bilgisayar oyunları, televizyon, uzaktan kumandalı cihazların kullanımı,uzun süreli ders çalışma saatleri, oyun alanı olmayan apartman yaşantısı, spor dersinin yerine başka derslerin tercih edilmesi çocuklarda fiziksel aktivitenin azalmasına neden olmaktadır.

 

Aile etmeni

Çocukların istediği her besine rahatlıkla ulaşması, evde yüksek kalorili hazır gıdaların bulunması ailenin sorumluluğundadır. Bu dönemde çocuklar anne ve babalarını örnek alırlar dolayısiyle anne ve babanın beslenme şekli çocuğun beslenme alışkanlıklarının oturmasında büyük rol oynar. Ailenin fiziksel aktivitesi aynı şekilde çocuğun fiziksel aktivitesini de etkilemektedir.

 

Sosyal sorunlar

Apartman yaşamı, kent yaşamında olumsuz çevre (trafik yoğunluğu, çocuğun ev dışında geçen zamanı vb.) çocuğun fiziksel aktivitesini etkileyen faktörlerdir.

 

Psikososyal etmenler

Anne baba arasındaki olumsuz ilişkiler, büyük aile, parçalanmış aile, yaşlı anne, tek çocuk ve arkadaş edinememe gibi etmenler çocuğun psikolojisini etkilediği için bu dönemde aşırı yemeye olan eğilim artmaktadır.

 

Çocuklarda obezitenin beslenme tedavisi:

Çok düşük enerjili diyetler ve hızlı kilo kaybı çocuklar için uygun değildir. Tedavi süresince çocuğun büyüme ve gelişmesi çok iyi takip edilmelidir. Çocuğun yaşına ve enerji ihtiyacına uygun bir diyet hazırlanarak alması gereken temel besin ögelerini diyetle beraber sağlamak tedavinin bir parçasıdır. Bu programla beraber çocuğun beslenme alışkanlığındaki hatalar tespit edilerek doğrusunun çocuğa öğretilmesi ileriki yaşantısını da olumlu yönde etkileyecektir. Şeker, şekerli besinler, kuruyemişler, çikolata, börek gibi yüksek enerjili besinler diyetten çıkarılmalıdır. Bunların yerine sebze, meyve gibi lifli besinler eklenmelidir.

Beslenme tedavisi süresince çocuğun tek başına diyet yapması beklenemez. Bu yüzden ailenin de bu programa uyması gerekmektedir.

 

ÇOCUKLAR İÇİN SAĞLIKLI VE PRATİK TARİFLER

KARNABAHAR KÖFTESİ:

 

Malzemeler:

1 kilo karnabahar (1 küçük )

1 yumurta

1 çay bardağı galeta unu/tam buğday unu/yulaf kepeği

1dal yeşil soğan

1 tutam maydanoz

tuz, karabiber, pulbiber, kimyon ve çok az kekşk

100gr kaşar peyniri veya lor peyniri

 

Hazırlanışı:

Karnabaharı haşlayıp suyunu süzerek  çatalla ezin. Üzerine doğranmış yeşillikleri, baharat, un ve yumurtayı ekleyin ve yoğurun mandalina büyüklüğünde bezeler alın ortasına kaşar veya loru koyup köfte şeklini verin (peynir köftenin içinde kalacak). Hazırladığınız köfte harcını yağlı kağıdın üzerine yerleştirerek üzerine sıvı yağ sürüp 180 derece sıcak fırında kızarana kadar pişirin.

 

YULAFLI KURABİYE:

 

Malzemeler:

1 çay bardağı yulaf ezmesi

1 kahve fincanı tam buğday unu

2 yemek kaşığı yoğurt

1 tane yumurta

12 tane kuru kayısı veya hurma

10 tane kuru erik

4 tane kuru incir

3 yemek kaşığı kuru yaban mersini veya kuru üzüm

3-4 tatlı kaşığı tarçın

1 paket kabartma tozu

1 yemek kaşığı zeytinyağ

3 yemek kaşığı kırık fındık veya badem veya ceviz


Hazırlanışı:

Kuru meyveleri sıcak suda  yumuşamalarını bekledikten sonra süzerek meyvelerin hepsini mikserden geçiriniz ve diğer malzemleri ekleyerek karıştırınız.

Ceviz büyüklüğünde hazırladığınız kurabiye harcını tepsiye yağlı kağıt üzerine dizin ve 170 derece  ısıtılmış fırında ortalama 25 dakika (kurabiyeler altın sarısı renk alıncaya kadar) pişirin.

Üveit Tedavisi

Yapı olarak bir topa benzeyen gözün ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. En dışta sklera adı verilen beyaz kısım, en içte retina adı verilen ve görmemizi sağlayan kısım ortada da uvea bulunur. Uveanın iltihabına üveit denir. Uvea gözü besleyen damarları bulundurmaktadır. Buranın iltihabı gözün tüm dokularını etkilemektedir. Bu durum görmeyi ciddi şekilde tehdit eden durumlara neden olmaktadır.

Katarakt Cerrahisinde Premium Mercekler

Premium Katarakt Cerrahisinde standart katarakt ameliyatlarında olduğu gibi gözün içindeki kataraktlı mercek alınır, fakat standart katarakt ameliyatlarında uygulanmayan, odak kabiliyetine sahip, ileri teknoloji ürünü ve her noktada (yakın-orta-uzak) net görüş sağlayan ve ömür boyu göz içinde kalan Premium Mercekler (Multifokal, Toric, Multifokal-Toric) kullanılmaktadır.

OSTEOPOROZ

 

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) NEDİR?  

Osteoporoz vücüdumuzdaki kemiklerin sertliklerinin azalıp kalitelerinin bozulması sonucunda daha zayıf ve kırılabilir hale gelmeleri ile ortaya çıkan ve tüm iskelet sistemimizi etkileyen sistemik bir hastalıktır. Osteoroporoz,

 

ortalama yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasıyla günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri haline gelmiştir. Yapılan çalışmalar 50 yaş üzeri her 3 kadından birinin, her 5 erkekten birinin hayatının herhangi bir döneminde osteoporoza bağlı kemik kırıkları yaşayacağını göstermiştir.
    Osteoporoz tedavisinin en iyi yolu osteoporozdan korunmaktır. Daha uygun bir deyimle erken yaşlarda osteoporozu önleyici tedbirlerin (kalsiyumdan zengin süt, peynir, yoğurt, kefir vb. besinleri fazla almak ve düzenli egzersiz yapmak) alınmasıdır.

 

OSTEOPOROZ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Osteoporoz çok önemli bir hastalıktır çünkü;
1- En sık görülen kemik hastalığı olarak kabul edilmektedir.
2- Uzayan yaşam süresine bağlı olarak dünya nüfusunun yaşlanması osteoporoza bağlı kırıkların görülme oranında artışa neden olmuştur.
3- Osteoporoz önlenebilir, tedavi edilebilir bir hastalıktır.
4- Osteoporoz nedeniyle yapılan bir araştırmada ABD'de yılda 1.5 milyon kırık meydana gelmektedir. Bunlardan 300 bini kalça kırığı, 700 bini omurga kırığı, 250 bini el bileği kırıkları, 300 bini de diğer kemik kırıklarından oluşmaktadır.
5- Kalça kırığı olanların yaklaşık yüzde 20'si ilk 1 yıl içerisinde hayatını kaybetmektedir, yüzde 30'undan fazlası da sakat kalmaktadır.

 

OSTEOPOROZ NEDEN OLUR?

    Kemik içinde bulunan maddeler kemiğin bulunduğu yere göre değişmekle birlikte yüzde 30-35 organik maddeler yüzde 65-70 de inorganik maddelerden (minareller) oluşmuştur.
    Kemik devamlı yenilenen dinamik bir dokudur. Normal şartlar altında kemikte yapım ve yıkım olayı yaşam boyu devam eder. Erişkin döneme kadar (30-35 yaş) kemik yapımı yıkımından fazladır. Bu yaştan sonra kemik yıkımı artar kemik yapımı azalır ve osteoporoz başlar. Kemik yoğunluğundaki azalma yaş ırk ve cinse göre değişmektedir. Erkeklerde kemik yoğunluğu kadınlardan fazladır, ancak her iki cinste de 40-50 yaştan sonra kemik kayıbı başlar. Menopozdan sonra kadınlarda ostorejen hormonunun azalmasına bağlı olarak osteoporozda artma görünür.

 

OSTEOPOROZDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

1- Cinsiyet: Kadınlarda osteoporoz erkeklere göre daha fazla görülür.
2- Yaş: Osteoporoz genellikle ileri yaşta başlar, kadınlarda ise en çok menopoz sonrasında görülür.
3- Fiziksel Aktivite (Egzersiz): Yapılan çalışmalar fiziksel aktivitenin yani egzersiz yapmanın özellikle günde yarım saat yürüyüş yapmanın kemik kütlesinin gelişmesinde olumlu etkileri olduğu görülmüştür. Uzun süreli hareketsiz kalan kişilerde osteoporoz riski artar. Bu nedenle osteoporozdan korunmak için kemik ve kasları çalıştıran düzenli egzersiz yapmak gerekir.
4- Irk: Asyalılar osteoproza daha meyillidir.
5- Sigara içmek: Sigara içiminin osteoporoz için bir risk faktörü olduğu yapılan araştırmalar ile kanıtlanmıştır.
6- Alkol kullanımı.
7- Beslenme: Kemik yıkımını artıran yiyeceklerin (aşırı kafein, şeker ve tuz gibi) aşırı kullanımı kemik yıkımını artırır. Kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum, fosfor, D vitamini, K vitamini, magnezyum, B6 vitamini, çinko gibi besinlerin günlük yeteri miktarda alınması gerekmektedir.
8- Hormonal etkiler.
9- Gebelik.
10- İlaçlar: Aşırı kortizon kullanımı, bazı ilaçlar osteoporozu artırmaktadır.
11- Kalıtım (Genetik): Ailesinde osteoporoz olan ve kalça kırığı tespit edilen kişilerde osteoporoz gelişme riski yüksektir.

 

OSTEOPOROZDA KLİNİK BULGULAR NELERDİR?
 
Osteoporoz başlangıçta fazla bir belirti vermez kemik kaybı yüzde 30'a ulaşınca hastalarda sırt, bel, kalça ağrıları ortaya çıkar. Birkaç yıl sonra omurga kırıkları gelişen hastalarda boyda kısalma, sırtta kamburlaşma meydana gelir. En ciddi belirtisi de osteoporoza bağlı kalça kırıklarıdır.

 

OSTEOPOROZUN TANISI NASIL KONUR?

Osteoporozun tanısı dikkatli bir öykü ve fizik muayenesinden sonra günümüz koşullarında en sık olarak halkın kemik ölçümü dediği, kemik mineral yoğunluğu (BMD) ölçümü ile yapılmaktadır. Bunun dışında daha ileri tetkikler de vardır.

 

OSTEOPOROZUN KORUNMA YOLLARI VE TEDAVİSİ

Osteoporoz yaygın, sık görülen ve sakat bırakabilen bir hastalıktır. Tedavisi de ülkemiz ekonomisine önemli bir yük getirmektedir, bundan dolayı osteoporozun önlenmesi ve osteoporozdan korunmak önem taşımaktadır. Bu nedenle özellikle değiştirelebilir risk faktörlerini ortadan kaldırmak gerekir. Bunun için;
1- Diyet: Kalsiyum ve D vitaminden zengin gıdalar (süt, peynir, yoğurt vb.) ile çocukluktan itibaren düzenli beslenmek.
2- D vitamini kaynağı olan güneşten yararlanmak.
3- Sigara, alkol, aşırı kafeinli içerikler (kahve, kola) tüketmemek.
4- Düşmenin önlenmesi için ev ortamını buna göre düzenlemek.
5- Yaşam tarzını değiştirmek fiziksel aktiviteyi artırmak. Her gün düzenli olarak egzersiz yapmak örneğin haftada 3-4 kez 30-45 dakikalık düzenli yürüyüşler aerobik, jogging ve düşük dirençli egzersizler yapılmalıdır. Kronik sırt ağrısı olan kişilerde sırt germe egzersizleri ile karın kasları güçlendirme egzersizleri ile postür egzersizleri önem taşır.

 

OSTEOPOROZDA İLAÇ TEDAVİSİ

Akut ağrı durumlarda kısa süreli yatak istirahati ve ağrı kesiciler kullanılır. Günlük yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini (1500 mg kalsiyum ve 800 ünite D vitamini alınmalıdır.) Günde bir bardak süt, iki kase yoğurt günlük kalsiyum ve D vitamini desteği sağlar. Bunun yanında kemik yoğunluğu düşük kişilerde bunu önleyici ilaçlar verilir.
 

HASHİMOTO TİROİDİTİ

İlk kez 1912 yılında Dr. Hakaru Hashimoto tarafından tanımlanan Hashimoto tiroiditi, klasik olarak genç-orta yaş grubundaki kadınlarda, tiroid bezinde genellikle ağrısız biçimde ortaya çıkar. Önceleri seyrek olduğu düşünülen,

Koroner By-Pass ve Ruhsal Durum

Bedenimizin herhangi bir parçasında uygulanacak cerrahi işlem psiko sosyal stres veya psikiyatrik hastalık nedeni olabilir. Kalbimizi yaşamla eşleştirecek kadar büyük anlam taşıyan by-pass gibi bir operasyonda bu risk artmaktadır.

GÜNEŞ IŞIĞI VİTAMİNİN SAĞLIĞIMIZ ÜZERİNE ETKİLERİ

"Güneş Işığı Vitamini" deyince neyi kastediyoruz ?

Güneş ışığının bitki büyümesi üzerindeki etkilerini çok iyi anlamışken, insan hayatı üzerindeki önemini  ne yazık ki yavaş yavaş keşfedebiliyoruz. Hernekadar güneş ışığı vitamini olan D vitaminini “vitamin”

Anal Atrezi (Bebekte Makat Yokluğu)

Çocuk anne karnındayken bağırsaklar ve idrar yolları ortak bir kanaldan gelişir. Bu kanal ortadan ikiye bölünür, ön kısmından idrar kesesi, arka kısmından ise makat (anüs) meydana gelir. Bu gelişim sırasındaki bir bozukluk sonucu anüs oluşmaz ve kalın bağırsağın uç kısmı, anüs yerine erkek çocuklarda idrar yollarına, kız çocuklarında ise vajinanın herhangi bir yerine açılabilir. Doğuştan makat yokluğu ile çocuk cerrahisi bölümü ilgilenir.

Ameliyat Sonrası Hastalarınızı Nasıl Takip Ediyorsunuz?

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Ameliyat Sonrası Hastalarınızı Nasıl Takip Eediyorsunuz?

Ameliyat Sonrasında Ne Kadar Süre İçerisinde İişlerine Geri Dönebilirler

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Ameliyat Sonrasında Ne Kadar Süre İçerisinde İişlerine Geri Dönebilirler

Bu Ameliyat Sonrası İlaç Kullanılıyor Mu

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;   Bu Ameliyat Sonrası İlaç Kullanılıyor Mu ? 

Bu Operasyon Kimlere Yapılmaz?

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Bu Operasyon Kimlere Yapılmaz?

Bu Operasyonlarda Hangi Yöntemi Kullanıyorsunuz?

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Bu Operasyonlarda Hangi Yöntemi Kullanıyorsunuz?

Hasta Görüşmesi

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Hasta Görüşmesi

Hasta Profiliniz Nasıl? Size Kimler Başvuruyor?

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Hasta Profiliniz Nasıl? Size Kimler Başvuruyor?

Hastalar Ameliyat Olmasalar Daha Yüksek Bir Risk Mi Taşıyorlar?

Metabolik Cerrahi Ameliyatının Etkileri Kalıcı Oluyor Mu?

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor; Metabolik Cerrahi Ameliyatının Etkileri Kalıcı Oluyor Mu?

Metabolik Cerrahi Ameliyatlarında Neden Türkiye Tercih Ediliyor

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Metabolik Cerrahi Ameliyatlarında Neden Türkiye Tercih Ediliyor

Metabolik Sendrom Nedir Kimlerde Görülür

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor; Metabolik Sendrom Nedir Kimlerde Görülür

Ne Zaman Cerrahiye İhtiyaç Duyulur

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;  Ne Zaman Cerrahiye İhtiyaç Duyulur

Obezite Ameliyatı Sonrası Sürekli İlaç Kullanılıyor Mu

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;   Obezite Ameliyatı Sonrası Sürekli İlaç Kullanılıyor Mu

Obezite Cerrahisinde Hangi Yöntemi Uyguluyorsunuz

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor    Obezite Cerrahisinde Hangi Yöntemi Uyguluyorsunuz

Tip 2 Diyabet Hastalarına Ne Söylemek İstersiniz

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;    Tip 2 Diyabet Hastalarına Ne Söylemek İstersiniz

Zor Bir Ameliyat Mıdır?

Op. Dr. Mehmet Deniz Anlatıyor;   Zor Bir Ameliyat Mıdır?

Katarakt Nedir ?

Katarakt, insan gözündeki kırıcı ortamlardan biri olan ve göze giren ışınların görme noktasında odaklanmasını sağlayan lensin (merceğin) saydamlığını kaybedip opaklaşması, buzlu cam görünümü almasıdır.

Glokom Tedavisi ve Cerrahisi

Göz tansiyonu ya da halk arasında karasu adıyla da bilinen glokom dünyadaki körlük nedenlerinin %20 sini oluşturmaktadır.

Diabet ve Göz

Diabet nedir ve toplumda ne sıklıkla görülmektedir?

Diabet, vücutta glukoz metabolizmasının bozulması sonucu kan şekerinin yükselmesiyle kendini gösteren bir hastalık tablosudur.

Şaşılık Cerrahisi

Şaşılık Nedir ?   
Şaşılık ya da göz kayması gözlerin görme akslarının paralelliğini kaybederek farklı yönlere bakmasıdır.

Zayıflama ve Vücut Şekillendirme

Genel şişmanlık, karın, kalça, bel, ve uyluk gibi bölgelerdeki istenmeyen yağ dokuları, meme, karın ve bacaklardaki sarkmalar kişide özgüven kaybına ve bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu sorunlar çözümsüz değildir. 

Çoçuklarda Ateşlenme

Anneler ve babalar için çocuklarının ateşi, en çok endişe edilen durumların başında gelir. Bu nedenle ailelerin çocuklarını doktora götürmesinin en sık nedeni ateş yüksekliğidir.

Sağlıklı Çocuk İzlemi

Gelişmiş toplumların geleceği çocukların sağlığı ve eğitimi ile birebir ilişkilidir. Çocuk sağlığı anne karnında başlar, daha sonra yenidoğan takibi ve sağlam çocuk izlemi ile devam eder.

EKG Nedir ?

EKG nedir?
Cilde yapıştırılan elektrotlar aracılığı ile grafik olarak kalbin elektriksel aktivitesini (kalbin ritmini, frekansını, kalp atışlarının ritmini, yayılmasını ve reaksiyonun tekrar yok olması) kaydeden bir cihazdır.

Eforlu EKG

Koroner kalp hastalığının tanısındaki önemli testlerden biri de EGZERSİZ TESTİ' dir. İstirahat halinde çekilen elektrokardiyogramlar bazen (EKG) gerekli olan bilgileri sağlamayabilir.

Ekokardiografi

Ultrason, insanın işitemediği frekanstaki ses dalgasını denir. Kalbin bu ultrason dalgaları kullanılarak görüntülenmesi Ekokardiografi olarak adlandırılmaktadır.

Erkekte Varikosel Nedir?

Varikosel erkekte testislerden (sperm üreten yumurtalıklardan) kalbe dönen toplardamarlardan oluşan bir çeşit varislenme yani damar genişlemesidir. Genellikle hafif düzeyde hiçbir bulgu vermeyebilir. Ancak yıllar içerisinde ilerleyerek torbalarda şişkinlik nadiren ağrı ve ayrıca sperm yapım ve hareket bozukluğuna neden olabilir. Çok ilerleme durumlarda testiste küçülmeye ve temel erkeklik hormonu testosteron yapımında bozukluğa sebebiyet verebilir.

ÇOCUKLARDA AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

Bebek doğduktan sonra 6-7 aylık olunca ağızda süt dişleri çıkmaya başlar. 1-2 ay önce olması sorun teşkil etmez. 12 yaşına gelinceye kadar 20 adet süt dişi ağızda yerini alır. Ancak, arada yani 6 yaşında üst sağlı sollu birinci büyük azı dişleri çıkar, bunlar ömür boyu değişmezler. Yani çok önemli dişlerdir.

ASPİRİNLE ALEVLENEN ASTIM

Geçmişte aspirinle indüklenen astım, aspirine duyarlı astım adı da verilen, günümüzde aspirinle alevlenen solunum hastalığı denilen hastalığın klinik tablosu ve seyri tipiktir. Astımlı hastalarda yüzde 3 oranında rastlanmaktadır, aspirin ve diğer steroid olmayan antienflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) alındıktan birkaç dakika ile 1-2 saat içinde astım atağı gelişir.

ALZHEIMER HASTALIĞI

Alzheimer hastalığı ''bunama'' olarak adlandırılan durumun en sık rastlanılan sebebidir. Hastalıkta, beyin hücrelerinde harabiyet ve kayıp söz konusudur. Hastalık, yavaş ilerleyip beynin düşünme, bellek, öğrenme, konuşma, mantıksal düşünme, yargılama, iletişim ve günlük yaşam aktivitelerini sürdürme yetilerinde aşamalı yıkıma ve davranışlarda değişikliklere neden olabilmektedir.

Vücut kitle endeksinizi biliyor musunuz?

Vücut kitle indeksi (VKİ), vücudunuzdaki tahmini yağ miktarını gösteren bir değerdir. Bu değerin normalin üstünde olması vücutta fazla miktarda yağ olduğu anlamına gelir ve sağlığınız için risk oluşturur.Vücüt kitle indeksinizi hesaplamak için buraya tıklayabilirsiniz

En Sık Görülen Baş Ağrısı Hangisidir?

1. Baş ağrısı insanlar için ne zamandan beri önemlidir?

Baş ağrısı insanoğlunu uygarlığın erken dönemlerinde de rahatsız etmiştir. Milattan önce 7 bin yılından kalan insan kafataslarında trepanasyon denilen delinme işlemi bulguları saptanmıştır. Bu işlem baş ağrısı, sara hastalığı ve deliliğe yol açtığı düşünülen kötü ruhların çıkarılması amacıyla yapılmış olabilir, ancak  son veriler tıbbi gerekçelerle yapıldığını düşündürmektedir. Baş ağrısına ait kaynaklar milattan önce 3 bin yılına kadar uzanmaktadır.

 

2. Baş ağrısı nedir ve ağrı oluşturan yapılar neresidir?

Baş ağrısı kafada ağrıya duyarlı yapılardan kaynaklanan ağrıdır. Başın içinde venöz yapılar, beyin yüzeyindeki toplardamarlar, beyin tabanındaki atardamarlar, beyin ön ve arka çukurunu saran dura isimli zar ağrıya duyarlıdır. Kafa dışında saçlı deri ve kaslar, göz içi yapılar, burun ve burun etraf boşluklarının dokusu, dış ve orta kulak, diş ve diş etleri ağrıya hassas oluşumlardır.

 

3. Başlıca baş ağrıları nelerdir?

Bağ ağrıları birincil ve ikincil baş ağrısı bozuklukları olarak ikiye ayrılır. Birincil baş ağrılarının önemlileri gerilim tipi baş ağrısı, migren ve küme baş ağrısıdır. İkincil baş ağrılarının önemlileri göz ve sinüs enfeksiyonları, beyin tümörleri, kafa travmaları, beyin damar hastalıkları, ilaçlara bağlı, trigeminal  nevralji ve metabolik hastalıklarda görülenlerdir.

 

4. En sık görülen baş ağrısı hangisidir?

Gerilim tipi baş ağrısı en sık görülenidir. Yüz kasları ve kafatasının kanlanma azalmasına yol açan kas gerilimine bağlıdır. Moral bozukluğu, uykusuzluk, aşırı bir olaya odaklanma ve bazen diş gıcırdatma bu baş ağrısına yol açar. Ağrı basınç hissi karakterinde “şapka bant” dağılımında ve bazen başın arkasına yerleşiktir. Ağrı günün ilerleyen saatlerinde, öğleden sonra görülebilir. Sıklıkla 1-2 saatte geçer. Hastaya daha önce hiç yapılmamışsa beyin görüntüleme (beyin tomografisi veya beyin MR'ı) hastayı rahatlatmak için yapılabilir. Çoğu vakada ağrı kesiciler ve gevşeme egzersizleri yeterlidir. Düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz programı yararlıdır. Kas gevşetici, sakinleştirici ve depresyon tedavi ilaçları kullanılabilir. İyileşmesi hastanın psikiyatrik belirtilerinin düzelmesine ve stresle başa çıkabilmesine bağlıdır. Bazen ömür boyu sürebilir.

 

5. Toplumda diğer en sık görülen baş ağrısı hangisidir?

Migren en popüler baş ağrısıdır. Auralı migren, aurasız migren ve komplike migren olarak kabaca sınıflanabilir. Kadınlarda daha sıktır. Çocukluk çağında bile görülebilir. Ağrının süresi 4 saatten 3 güne uzayabilir. Anne ve babadan kalıtımla geçer. Aura ile ilişkili ve ilişkisiz davranış değişiklikleri, uykusuzluk veya bulantı şeklinde ön belirtiler görülebilir. Beş hastanın birinde aura görülebilir. Bu durum ağrı öncesinde, sıklıkla görsel belirtilerle ilişkilidir. Örneğin tek gözde görme alanında körlük, ışık çakmaları, zigzak çizen çizgiler olabilir. Baş ağrısı hafif veya şiddetli olabilir. Genellikle zonklayıcı ve tek taraflıdır. Aurasız migrende tüm başta yaygındır. Işık hassasiyeti, bulantı ve kusma eşlik edebilir. Başını oynatmakla ağrı şiddeti artar. İş güç kaybına yol açan en önemli baş ağrısıdır. Hastaya tanı koymada öykü ve nörolojik muayene önemlidir. Beyin tomografisi veya  MR ile diğer baş ağrısı nedenleri dışlanmalıdır. Tedavide tetikleyen şeylerden (alkol, peynir, çikolata, nitrat içeren yiyecekler), sakınılmalıdır. Uyku düzensizliği stres ve açlık baş ağrısını tetikler. Akut ataklar için sessiz, karanlık odada istirahat, triptan tedavisi, ağrı kesiciler, kortizon türü ilaçlar, sakinleştirici ve bulantı giderici ilaçlar faydalıdır. Ayda üçten fazla atağı olan hastalara koruyucu tedavi mutlaka verilmelidir. Baş ağrıları yaşla birlikte genellikle kaybolur. Ancak devam etmesi de mümkündür.

 

6. Beyin tümörüne bağlı baş ağrısının özellikleri nelerdir?

Beyin tümörüne bağlı baş ağrıları kafatasındaki ağrıya duyarlı yapıların tümör nedeniyle gelişen basınçla zorlanması sonucu oluşur. Beyin içinde veya başka bölgenin tümörünün yayılımıyla ortaya çıkabilir. Baş ağrısının özelliği sıklıkla basınç hissi şeklindedir. Pozisyonla değişen ağrı öksürmekle şiddetlenir. Dik vücut duruşu ile rahatlar. Sabahları daha kötüdür. Sara nöbetleri, ateş ve nörolojik belirtiler (ruhsal semptomlar, konuşma bozuklukları, görme kaybı, felç, duyusal belirtiler, denge problemleri v.b) eşlik edebilir. Beyin arkasındaki tümörler üst boyun sinirlerini irite ederek boyun ve ense ağrısına yol açabilir. Beyin ön bölge tümörleri yüzde ağrı yapabilir. Bulantı ve kusma sıklıkla vardır. Bazen inatçı hıçkırık olabilir. Teşhisinde mutlaka ilaçlı beyin tomografisi veya MR yaptırılır. Tedavisinde ödem çözücü ilaçlar, ağrı kesiciler ve uygun vakalarda cerrahi uygulanır.

 

7. Beyinde anevrizma (kan damarında zayıflık sonucu balon gibi genişlemesi) patlamasıyla  ilgili baş ağrısı nedir?

Genellikle damarda var olan baloncuk bazen kendiliğinden, sıklıkla öksürme veya gerilme gibi nedenle patlar. Sıklıkla 50-70 yaşta görülür. Ani başlangıçlı patlayıcı tipte baş ağrısı sıklıkla “hayatımdaki en kötü baş ağrısı” diye tanımlanır. Hastaların yarısında bilinç bozukluğu ve sara nöbetleri görülür. Daha sonra gelişen damar daralmasına bağlı felç veya koma gelişebilir. Beyin tomografisi mutlaka yapılmalıdır. Daha sonra beyin BT anjio veya beyin MR anjio yapılabilir. Bu hastalar mutlaka hastaneye yatırılır. Bilinç durumlarına göre takibi yapılan ve medikal tedavisi verilen uygun vakalar cerrahi olarak ameliyat edilir.

Varis Önemli Bir Sağlık Sorunu Mudur?

Yaşamımızda basit şeyleri ihmal ettiğimiz için çoğu zaman ciddi sorunlarla karşılaşırız. Varis rahatsızlığı da basit bir sağlık sorunu olmasına rağmen ihmal edildiği takdirde önemli sorunlara yol açabilmektedir.  Varis toplardamarların genişlemesidir, genellikle bacaklarda görülür. İlerlemiş yaygın varisler, orta derecede ilerlemiş varisler ve kılcal damar varisleri şeklinde gruplandırılabilir.

                 

Devamlı ayakta kalma, genetik yatkınlık ve damar duvarında zayıflık, karın içinde toplardamarlara bası yapan oluşumlar, kronik kabızlık, hanımlarda gebelikler ve benzeri nedenler, varis oluşmasına sebep olabilir. Gebelik öncesi orta ve ileri derce varisi olan hanımların gebe kalmadan önce tedavi olması gerekir. Aksi takdirde gebelik döneminde ciddi sorunlarla karşılaşabilirler. Varis hastaları sıcaktan çok etkilenir ve bu nedenle yazları daha sıkıntılı geçer. Ayrıca yaz aylarında insanlar plajda ve günlük yaşamlarında varisli bacaklarının görüntüsü  nedeni ile rahatsız olur. Bu nedenle varis ameliyat ve tedavisi için uygun zaman kış aylarıdır. Maalesef insanlar yaz ayları yaklaşınca bunun farkına varırlar.

Varis tanısında genellikle sadece renkli venöz dopler tetkiki yeterlidir. Bazı olgularda flebografi gerekebilir.

Orta derecedeki varisler zamanında tedavi edilmediği takdirde ileri evre varis rahatsızlığına dönüşerek tedavisi daha büyük sorun olmaya başlar. Özellikle ileri evre varisler tedavi edilmediği takdirde estetik çirkinliğin yanında ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilir.

 

  1. Venöz toplardamardaki staza bağlı bacakta kaşıntı ve egzamatik yara oluşabilir.
  2. Damar duvarı son derece incelmiş olduğu için ciddi kanamalara yol açabilir.
  3. Derin Ven Trombozu dediğimiz damar içinde pıhtılaşma ve iltihaplanma oluşabilir.
  4. Derin Ven Trombozu oluşan hastalarda damar içinde oluşan pıhtılar koparak sağ kalbe oradan akciğere giderek ani ölümlere yol açabilir.
  5. Derin Ven Trombozu oluşan varis hastalarına vaktinde uygun tedavi yapılmadığı takdirde ileride bacakta şişme, ağrı ve varis ülseri dediğimiz kapanmayan ağrılı yaralar oluşabilmektedir.
  •             Varis rahatsızlığının tedavisinde endövenöz lazer uygulamaları, klasik cerrahi tedavi, Skleroterapi (İlaçla kurutma), varis pakelerinin çıkarılması gibi yöntemler kullanılmaktadır. Önemli olan hastaya uygun tedavinin uygulanmasıdır. Klasik cerrahi tedavi epidural  anestezi  veya genel anestezi altında yapılır.  Endovenöz lazer tedavisi için lokal anestezi yeterlidir.
  • Skleroterapi, köpük tedavisi  ve yüzeyel  lazer uygulamaları daha çok estetik amaçlı girişimler olup kılcal varislerin tedavisinde kullanılmaktadır. Anestezi gerektirmez.
  • Varis ve damar hastalıkları için oluşturulan polikliniğimiz,  tanı ve tedavi için gerekli cihazlarla donatılmıştır. Son derece modern ve sağlıklı koşullarda hastanın memnuniyeti üst düzeyde tutularak tedavi alanındaki çalışmalarımız sürdürülmektedir.

 

 

Hamilelikte Ağız ve Diş Bakımı

Ancak kadınlarda ağız ve diş bakımı, yaşamlarının belirli bölümünü alan puberte, bebek emzirme, hamilelik, mensturasyon ve menapoz, dönemlerinde ayrıcalık göstermektedir.

“Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak annesinin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin, diş kaybına uğradığı” düşüncesi tamamen yanlıştır.

Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Bu dönemde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı olabilmesi için annenin günde 1200 – 1500 mg kalsiyuma gereksinimi vardır.

Hamilelik döneminde kadın süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyumdan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimi karşılamalıdır. Eğer gıdalarda yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır. Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz.

Eğer iyi bir beslenme ile beraber yeterli ağız ve diş bakımı yapılırsa hamilelik döneminde normal dönemden farklı bir diş sorunu ile karşılaşılmaz.

Hamilelik sırasında beslenme hem annenin hem de bebeğin genel sağlığı ve ağız diş sağlığı için oldukça önemlidir. Hamilelikte bebeğin diş gelişimi 5. Ve 6. Haftalarda başlar.

Ağız ve diş sağlığı açısından tüm hamilelik döneminde: A, C, D vitaminleri ile fosfor ve kalsiyumdan zengin temel yiyecekler alan meyveler ve sebzeler, tahıl, süt ve mandıra ürünleri ile, et, balık ve yumurta dengeli olarak alınmalıdır. Şeker mümkün olduğu kadar alınmamalı (özellikle yemek aralarında). Kurutulmuş meyve ve karamel gibi yapışkan şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır.

 

Hamilelikte diş problemleri nasıl önlenebilir?

  • Dişeti iltihabı dişlerin etkin olarak bakımını ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az iki kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır.
  • Her gün tüm dişlerde diş ipi ile temizlik yapılmalıdır.
  • Diş hekiminim önerisi olmadığı sürece ağız gargarası kullanılmamalıdır.
  • Dengeli beslenme ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri de ağız sağlığının sürdürülebilmesi açısından önemlidir.
  • Diş hekimine daha sık gidilmesi, etkin plak kontrolünü sağlayarak gingivitis gelişimini önle. Plak kontrolünün sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu ve hamilelik tümörlerinin oluşma riskini azaltır. Unutulmamalıdır ki hamilelikteki inatçı diş eti kanamalarını azaltabilmenin en iyi yolu etkili bir ağız bakımıdır.

 

Diş hekimine ne zaman gidilmelidir?

Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa diş hekimi ziyaret edilmelidir. İl 3 aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Diş hekimi hamileliğin kalan dönemi için bir tedavi takvimi hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında meydana gelen değişiklikleri ve ağız bakımının etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar temizlik önerilebilir. Duruma göre üçüncü 3 aylık dönemde tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır.

 

Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi?

Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olan ilk üç ayda etkili dental tedaviden kaçınılmalıdır. Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir.

Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzlukların daha fazla etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve bir jinekoloğun önerileri doğrultusunda dental tedavi yapılmalıdır.

Son 3 ayda tedavi için gerekli olan pozisyonları rahat alması ve koltuk daha uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir.

 

Hamilelikte diş çekilir mi?

Hamilelik tüm vücudun fiziksel ve psikolojik yönden pek çok değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Ağzımız ise vücudun bu tür değişikliklerine karşı çok hassas olan bir bölgesidir.

Anne adayı hamilelik süresince ister istemez devamlı bebeğini düşündüğü için kendi kişisel bakımını ihmal edebilir. Mide bulantıları ve kusmalar ağız içinde zararlı etkilere neden olabilir. Bazı yiyecek ve içeceklere karşı aşırı ilgi veya aşırı tiksinme duyulması sonucu ağızda bundan etkilenir.

Hormonal etkiler sonucunda ağız içinde bazı değişimler olur. Örneğin kandaki ve tükürükteki asit miktarı arttığı için dişlerin çürümesi kolaylaşır. Çünkü en basit anlatımıyla, dişin çürümesi demek, bakterilerin salgıladığı asitlerle yumuşaması demektir. Diş eti rahatsızlıkları da eskisinden daha kolay ve daha sık oluşacaktır.

Hamilelik dişlerin tedavisi açısından üç dönemde incelenir:

0 - 3 aylık dönem; Bu dönem hamileliğin en hassas olduğu dönemdir. Ağrıya neden olan ve müdahale edilmediğinde anneye ve bebeğe zarar verebilecek durumlarda diş hekimine gidilmelidir.

3 - 6 aylık dönem; Hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimleri, dolgular, kanal tedavileri yapılabilir. Müdahalelerin yapılması için en uygun dönemdir.

6 - 9 aylık dönem; Bu dönemde bebek anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmaktadır. İlk 3 aylık dönemde olduğu gibi acil tedaviler dışında herhangi bir uygulama yapılmamalıdır.

Hamilelerde Röntgen Çekimi : Zorunlu hallerde anne adayına kurşun önlük giydirilerek röntgen çekilebilir. Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her kadın mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli, ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu hem annenin hem de çocuğun sağlığı için çok önemlidir.

 

Hamilelik sırasında ekstra bir ağız ve diş bakımı gerekli midir?

Günlük ağız ve diş bakımı kesintiye uğratılmamalıdır. Hamilelik öncesi tam bir ağız muayenesinden geçerek optimal ağız hijyenine kavuşmalı,  ve bunu sürdürme alışkanlığını kazanmalıdır. Çünkü plak birikimi, ve diş eti hastalıkları ile hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında direkt ilişki vardır. Hamilelik sırasında oluşan hormon artışı ağız mukozasının dış etkenlere karşı özellikle bakteri  plaklarına karşı daha hassas yapar. Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş bakımı yapılmalı ve plak birikimine engel olunmalıdır. Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerinin rahatlatır ve diş eti hassasiyeti ne azaltır.

Hamilelikte dental anestezi yapılabilir mi? Diş röntgeni çekilebilir mi?

Gereklilik halinde yapılacak diş tedavilerinde mutlaka gebeliğin takibini yapan jinekoloğun onayı alınmalıdır. Hamilelik esnasında birçok ilacın kullanılmaması ya da kontrollü kullanılması önerilmesine  karşın, dental tedavilerde kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir. Anestezi altında yapılan tedaviler hasta ağrı duymayacak ve daha az stres yaşayacaktır. Antibiyotik kullanımı özellikle penisilin ve türevleri (amoxicilline vs.) kullanımının bebek için herhangi bir sakıncası yoktur.

Tetrasiklin grubu antibiyotikler alınmalıdır. Tetrasiklin gebelik sırasında alınırsa bebeğin düşlerinde “tetrasiklin renklendirmeleri” dediğimiz renkler neler olur. Diş hekimliğinde kullanılan röntgen makinalarında radyasyon çok düşük seviyede olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Zorunluluk yoksa bu işlem doğum sonrasına ertelenmelidir.

Eğer acil bir tedavi için kesinlikle röntgen filmi çekilmesi gerekiyorsa: Anneye özel koruyucu önlük giydirilmeli, hızlı film kullanarak ve düşük doz uygulaması yapılmalıdır.

Sonuç olarak : Gebelik öncesi mümkünse diş hekimi tarafından ağız muayenesi yapılmalı, eğer diş tedavisi yapılacaksa öncesinde jinekolog onayı alınmalı tedaviye öyle başlanmalıdır. Diş tedavisi için en uygun dönem 2. trirmestr yani gebeliğin 2. üç ayıdır. Gebelikte jinekoloğun önerisi doğrultusunda lokal anestezi eşliğinde dolgu, diş çekimi, diş taşı temizliği, kanal tedavisi gibi işlemler yapılabilir.

TUZ TÜKETİMİ

 

GÜNLÜK TUZ TÜKETİM MİKTARI NE KADAR OLMALI?

Yüksek tuz içeren beslenme alışkanlığının yüksek tansiyona neden olduğu bilinmektedir. Yüksek tansiyon ise bir risk faktörü olarak inme ve kalp krizi riskini artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesine destek için günlük tuz alımının kişi başına 5 gramdan az olmasını önermektedir. Yani yemeklerimizin içine hiç tuz katmasak bile bu miktarı meyve, sebze ve etlerden almaktayız. Tuz alımındaki orta dereceli bir azalma kan basıncı üzerinde önemli bir etki yapmaktadır. Kabul etmeliyiz ki, biz bir millet olarak oldukça fazla tuz tüketmekteyiz.

 

Tuz ve sodyum

Tuz, iki mineral, sodyum (% 40) ve klorürden (% 60) oluşur. Sodyum vücudun bazı süreçlerinde önemli bir rol oynar: hücrelerimizdeki sıvı dengesini korur, kaslarımızın kasılmasını sağlar, sinir uyarılarını iletir ve sindirim sistemimizin besinleri emmesine yardımcı olur.

 

Himalaya tuzu mu?  Çankırı tuzu mu?  Deniz tuzu mu?

Sofrada kullandığımız tuz deniz ve göllerden elde edilmiş, endüstri tarafından işlendikten sonra soframıza gelen tuzlardır. Kaya tuzları ise yeraltından elde edilmiştir ve dolayısıyla magnezyum, kalsiyum, demir, çinko, potasyum, bakır gibi elementlerden daha zengindir; Himalaya tuzu ve Çankırı tuzu gibi. Evet, içerdiği mineraller yüzünden daha çok tercih edilebilir, fakat unutmamak gerekir ki en nihayetinde vücudumuza giren sodyum klorürdür ve olduğundan daha fazla değer vermemek gerekir. Tuz çeşidi ne olursa olsun günde 5 gramın altında tüketilmelidir!

 

Peki, ne kadar tuz çok fazla tuzdur?

Vücudumuzun sodyuma tabii ki ihtiyacı vardır, ancak vücudumuza giren tuz konusunda dikkatli davranmamız gerekir. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günde bir çay kaşığı tuzdan (5 gram) daha az tuz tüketmesini tavsiye ederken, çoğumuz çocuklar da dahil olmak üzere, çok daha fazla tüketmektedir. Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği tarafından 2008 yılında yapılan SALTurk çalışmasında erişkinlerde günlük tuz tüketimi 18 gramı bulunmuştur. Aynı derneğin 2012 yılında yaptığı SALTurk 2 çalışmasında ise muhtemelen 2012 yılı başında ekmekteki tuz miktarının azaltılmasına bağlı olarak günlük tuz tüketimi 14,8 gram olarak saptanmıştır.

 

Diyetlerimizde sodyum nereden alınır?

Sodyum üç ana kaynaktan gelmektedir. İlki yemek pişirirken koyduğumuz ve masaya servis ettiğimiz yiyeceklere tuzluktan eklediğimiz tuzdur. İkinci kaynak sebze, süt ürünleri, et ve kabuklu deniz ürünleri gibi doğal kaynaklardır. Üçüncü kaynak ise ekmek, hazır yemekler, pastırma gibi işlenmiş ve hazırlanmış besinler ve tabii ki en tehlikelisi fast food tüketimidir. Toplumumuzda ortalama tuzun yaklaşık yüzde 55,5’inin yemek tuzundan, yüzde 32’sinin ekmek tuzundan, yüzde 12,5’inin sofra tuzundan alındığı yapılmış çalışmalarda gösterilmiştir. Yemek tuzunun büyük kısmını yemek pişerken eklenen tuz oluşturmaktadır ki bu tüm tuz tüketiminin yüzde 42,5’ini oluşturmaktadır. Ne kadar da fazla değil mi?

 

Çok fazla sodyumun vücut üzerindeki etkileri nelerdir?

Yüksek sodyum alımı, böbrek problemleri ve böbrek taşları, mide kanseri, osteoporoz ve yüksek tansiyon gibi bir dizi ciddi yan etkilere yol açabilir. Yüksek tansiyon kardiyovasküler hastalıkların ana nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, bulaşıcı olmayan hastalıklar yılda 38 milyon insanı öldürmektedir ve bu ölümlerin çoğunu (17,5 milyon) kardiyovasküler hastalıklar nedeni ile olmaktadır.

Bir insanın kendine karşı sorumluluğu, kendini doğru zamanda doğru ilaçlarla tedavi etmek değildir, sağlığın her yönünü ele almakla ilgilidir. Bu, diyetinizi düzenlemeyi, günlük tuz alımınızı azaltmayı ve daha sonra çıktığınız bu yolda eğer fark ederseniz alışkanlıklarınızı ayarlamak için doğru adımlar atmanızı içerir. Doğru bilgilerle donanarak, tuz alımınızı düşürmek, yüksek tansiyon ve ilişkili kardiyovasküler tehditlerden kaçınmak için çabalamak oldukça önemli adımlardır.

Tuz alımınızı kontrol altına almanın aşağıdaki temel 4 adımını uygulayabilir ve vücudunuzu daha sağlıklı bir yaşama sokabilirsiniz:

 

1- Hazır satılan yiyeceklerin etiketini mutlaka okuyun!

Hazır gıdanın 100 gram başına ne kadar tuz içerdiğini inceleyin. Her 100 gramında 1,5 gramdan fazla tuz (0,6 gram sodyum) yüksek iken, 0,3 gram tuz (0,1 gram sodyum) ise düşüktür. Etiket sadece sodyum içeriği sağlıyorsa, tuz içeriğini elde etmek için rakamı 2,5 ile çarpın.

 

2- Daha az tuz kullanın!

Masada yemeklerinize daha az tuz ekleyin ve yemek yaparken yemeğinizi tatlandırmak için tuz kullanmak yerine, otlar, baharatlar, sarımsak veya limon suyu kullanmayı deneyin.

 

3- İşlenmiş ve hazırlanmış gıdalardan kaçının!

Sayacağım hazır gıda maddelerinin tuz oranı oldukça yüksektir ve idareli olarak kullanılmalıdır; paket çorbalar, pek çok kahvaltılık gevrek, ekmek, tuzlu atıştırmalıklar, işlenmiş etler ve fast food yiyecekler.

4- Daha fazla bütün besin tüketin!

Tuz, sebzeler, süt ürünleri, et ve kabuklu deniz hayvanlarında doğal olarak bulunur ancak sadece küçük miktarlarda bulunur. Bu nedenle bu doğal yiyecekleri tüketmek tuz seviyenizi azaltmaya yardımcı olmak için mükemmel bir yoldur.

 

Ve son olarak en önemli nokta; eğitim çocuk yaşta başlar. Çocukken ve ergenken yediğimiz yemeğin yani aldığımız damak tadının, yetişkin olarak yediklerimiz üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu nedenle çocuklarımızın bu tada alışmasını engellememiz hayati önem taşıyor. Dahası, çocuklar yüksek düzeyde tuz tükettiklerinde sağlıkları küçük yaştan itibaren negatif etkilenir. Yüksek tansiyon, osteoporoz, astım, mide kanseri ve obezite gibi hastalıklara yatkınlık gösterebilirler. Başka bir deyişle, sadece ne yediğimizi değil, çocuklarımızın da ne yediğini izlemeli ve onları sağlıklı bir yaşama hazırlamalıyız.

Kardiyoloji - Uzm. Dr. Efe Edem

  • AXA Sigorta

  • CGM Grup

  • Ergo Sigorta

  • Groupama Sigorta

  • Güneş Sigorta

  • Inter Partner

  • İMECE Destek Danışmanlık

  • Mapfre Sigorta

  • Doğa Sigorta

  • Ethica Sigorta

  • Halk Sigorta

  • Türk Nippon Sigorta

  • Unico

  • ACE Europen

  • AIG Sigorta

  • Ankara Sigorta

  • FortisBank

  • Generali

  • HDI Sigorta

  • Ray Sigorta

  • Sompo Japan

  • Türk Nippon Sigorta

  • Ziraat Sigorta

  • Zurich Sigorta

  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi

  • İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı

  • SGK

  • TBMM

  • Hugo Boss

  • Akbank

  • AvivaSA

  • Aviva Sigorta

  • Avon

  • Axa Appp & Axa Assistance

  • Benefit Card

  • Dr. Backup

  • Halk Sigorta Acil Tedavi Sigortası

  • ING Bank Platinium Card

  • IPA Card

  • MET Life Emeklilik

  • NN Hayat ve Emeklilik

  • SBN Sigorta

  • TAV Passport

  • Turins Sigorta

  • Türkiye Petrolleri

  • Vakıf Emeklilik

  • Zirve Sigorta